17 Eylül 2010 Cuma
Messi'nin ''Maradona Golü'' Hikayesi
'' 1986 Dünya Kupasını canlı izleyememek... Benim için hayata çok geç gelmek anlamına geliyordu.
Çocukluğum ve gençliğim boyunca bana futbolu sevdiren ve hayranlıkla izlediğim , tekrar tekrar sürekli seyrettiğim bir maç. Arjantin-İngiltere Çeyrek Final maçı ! Kahramanım , idolüm olan Maradona'yı tanıma fırsatı bulduğum maç... Diego Armando Maradona.. 1986 Dünya Kupasın'da çeyrek final maçında İngiltere'ye karşı maçın 55. dakikasında orta sahadan aldığı topu 6 kişiyi çalımlayarak filelerle buluşturmuş. Babamdan hikayesini binlerce kez dinledim... Aynı golü belki milyonlarca kez tekrar tekrar izledim. Rosario'da arkadaşlarımızla oynadığımız futbol maçlarında hep aynı golü atmaya özenir bunun için uğraşırdım. Hatırlıyorum da Newell's Old Boys altyapısında oynareken birçok kez bu hevesim yüzünden uyarılırdım.
Bugün artık birçok hayalime henüz bu yaşımda ulaşmış dünyaca tanınan ve Barcelona gibi bir takımda önemli düzeyde bir futbolcu konumundayım. Her nekadar Newell's Old Boys altyapısında Maradona'nın o topla dansına ne kadar özeniyor olsam da artık profesyonel bir Barcelona futbolcusu olarak bu kadar sorumsuz oynayamam. Futbol 11 kişilik bir takım oyunu ve Maradona'nın yaptığı benimse en büyük hayalim olan o gol 1 kişinin 10 kişi gibi oynamasını gerektiriyor.
Maradona'nın attığı o golün aynısını atacak yeteneğe sahip olduğumun inancındayım ancak onun Arjantin-İngiltere maçında attığı ''Tanrı'nın Eli'' golünde ki gibi bir futbol şansına ihtiyacım olduğu da kesin.
- Hey Messi. Ha llegado el momento (Vakit geldi)
- Voy a Xavi (Geliyorum)
18 Nisan 2007 İspanya Kral Kupası Yarı Final'in de ilk maçımız.Getafe ile oynuyoruz. Hayatımda kendimi gol sevinçlerimle birlikte en mutlu hissettiğim an Barcelona şehrinde kendi mabedimiz de oynadığımız maçlarda sahaya çıktığımız anda gördüğüm görüntü. Nou Camp... Gerçek bir mabed harika bir yer. Bir staddan çok daha fazlası burası benim için. Kendimi evim kadar rahat hissettiğim yer. Bugünse amacımız Getafe karşısında ilk maçta iyi bir skor alıp Kral Kupasında Final'e yükselmek.
Maça iyi başladık. Barcelona benim golümle öne geçti. Golü erken bulmamız bir sürpriz yaşamamamız için önemliydi. Herşey çok iyi gidiyordu bu maç için. Oysa bu hayatımın maçı haline gelecekti.
Maçın hemen hemen yarım saati geçmişti sanırım.Orta saha çizgisinin sağındaydım.. Maradona'nın golünde topu aldığı yer... Tam da ben aklımdan bunu geçirdiğim anda Xavi topu bana attı. Topu sağ ayağımla yumuşattım. Nedenini bilmediğim bir heyecan doldu içime. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki sesini Getafe'li oyuncular dahi duyabilirlerdi. Oysa benim için en iyi özelliğimdir topla hareket ederken heyecanlanmamak. Ama bu kez anlam veremediğim bir şekilde farklı bir durumdu yaşadığım.
Topu yumuşattığım anda birden Rafael Lopez ve Mane bana doğru hareketlendiler. Artık heyecanımı yenip oyuna konsantre olma vaktiydi. Önce Lopez'e sağa doğru hareketlenecekmişim hissi verip topu sol ayağımla çektim.Bir çırpıda arkamda kalmıştı. Fakat sağımdan Mane bana doğru geliyordu ve bende bunu hissettiğim anda hızımı arttırdım. Mane devam edeceğimi düşündü fakat topu tekrar sola doğru çektim ve Mane'yi de geride bıraktım. O an topla o kadar hızlı hareket etmiştim ki bir anda kendimi Getafe ceza sahasına yaklaşmış olarak buldum. Tam bu anda bu golü kendim atmaya karar vermiştim.
Attığım her adımda , topun önümde ilerleyişini her görüşümde ve Getafe kalesine yaklaştığım her santimetre de heyecanım katlanıyordu. Artık hissediyordum bu sıradan bir gol olmayacak. Manu bir türlü peşimi bırakmamış , yılmamıştı ama bu işi buraya kadar getirmişken , bu durumdayken artık kimse bana engel olamazdı. Bir anda 3 oyuncunun arasında buldum kendimi Manu kayarak topu almaya çalıştı ama tekrar sola çektim sonunda ondan kurtulmuştum ki bir anda bir diğer Getafe'li Cortes çıktı karşıma. Birden düşündüm saliselik bir an ve ani bir bilek hareketiyle bu kez sağa çektim topu. Sanki sahada Barcelona'lı kimse yoktu benden başka her yer Getafelilerle doluydu ve sanki hepsini geçmeme rağmen hep yenileri gelecekmiş gibi hissediyordum. Ama evet futbol bir takım oyunuydu ve o gol için tekbaşınıza takım olmalıydınız. Bugün bütün Barcelona bendim , bugün Maradona ben olmalıydım.
Aniden bitti bütün Getafeliler ve işte mutlu son dediğim anda Getafe kalecisi Ustari açıldı ve adeta bütün kaleyi kapattı. O an futbola Rosario sokaklarında başladığım günden bu yana ilk kez kaleye vurmaktan korkmuştum. Bu pozisyon gol olmalıydı. Onu da çalımlamaya karar verdim. Topu sağa doğru çektim ve sanki kale o an oraya konmuşcasına karşımda belirdi. Artık vurma zamanı gelmişti. Açım iyice daralıyordu ve açımı daha fazla kaybetmeden topa vurdum. Geriye sadece topu izlemek kalmıştı. Kafamı kaldırdığım anda Getafeli Licht'in topa doğru yatarak hamle yaptığını gördüm. Birden bir korku kapladı içimi buraya kadar gelmişken , bu hayalime bu kadar yaklaşmışken herşey bitiyormuydu yoksa ? Fakat topun Licht'i de geçtiğini gördüğüm anda korku ve heyecan hepsi yerini bir sevince bırakmıştı.
- Gooool ! He sido capaz de !!! (Başardım , yaptım)
Aklıma ilk gelen çılgınca Barça taraftarına doğru koşmak oldu. Bu benim günüm , benim maçım olmuştu. İnanılmaz mutluydum. Bu benim için o kadar büyük bir hayaldi ki diğer bütün takım arkadaşlarımın gelip benle böylesine çok sevinmesini , Barcelona taraftarının çılgınca sevincini gördüğüm anda ancak tam manasıyla inanabildim. Tribünün yanına geldiğim anda herkes yanımdaydı.
İlk olarak Deco'nun sarıldığını gördüm ve başımı kaldırdığımda Puyol beni alkışlıyor bütün Nou Camp çılgınca seviniyor ve gülümsüyordu. Artık Maradona Messi , Messi Maradonaydı benim için ve atılacak tek bir gol kaldı. 'Tanrı'nın Eli' ''
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder